Müzik: Zihnim Dört Mevsim
“Zihnim Dört Mevsim” adlı müzik albümüm 2 Nisan 2025’de youtube, spotify ve tüm dijital platformlarda yayınlandı.
• Uyuyamıyorum •
Ruhum daralıyor…
Uyuyamıyorum.
Güneşi selamlayıp,
Denize giresim var.
Kuşları selamlayıp,
Ağaca sarılasım var.
Yıldızları selamlayıp,
Ay’a gidesim var.
Doğayı selamlayıp,
Dağlara çıkasım var.
Kendime sarılıp,
Sihirle öpesim var.
Saçlarımı okşayıp,
Ninni söyleyesim var.
• Tembel miyim •
Tembel miyim
Yoksa bilinçli bir vazgeçiş mi?
Tam olarak emin değilim.
Sanırım her ikisi de…
Bi öyle bi böyle.
Bazen de iç içe.
Zihnim o kadar çok çalışıyor ki
Sanki tüm evrenin yükü zihnimde
Ama artı ve eksisi ile birlikte.
Renkleri, çeşitliliği, ahengi de hediye.
Bedenim yorgun
Ama zihnim hiç durmuyor.
Sanki yüzbinlerce kitap okumuşum,
Dünyayı gezmiş görmüşüm,
İnsanlığın çoğu ile tanışmışım,
Uzaya çıkmışım,
Evrenin ötesine geçmişim,
Tanrı ile sohbet etmişim,
Bin yaşında küçük bir çocuğum.
Binlerce kez doğmuş ve ölmüşüm.
Ölmüşüm sonra tekrar doğmuşum…
İşte öyle bir yorgunluk,
Öylesi bir tembellik,
Öyle bir vazgeçiş,
Öylesi bilgelik,
Öyle bir yalnızlık,
Öylesi kayboluş ve arayış,
Öyle ki hem yokluk hem de çokluk,
Hem hüzün hem de coşku.
Hem tembellik hem de vazgeçiş.
• Zihnim Dört Mevsim •
Şarkılarım güneşli
Şiirlerim gerçekçi
Kalemim düşünceli
Resimlerim ruhi
Ellerim sihirli
Kalbim sevgili
Zihnim dört mevsim
Yaşam güzel
Ölüm gerekli
Mutluluk güzel
Mutsuzluk gerekli
Renkler aşk
Ağaçlar aşk
Hayvanlar aşk
Böcekler de aşk
Güneş ve ay aşk
Yıldızlar aşk
Evren büyüleyici
Dünya yuva
Yaşamak dans
Aile bir bağ
Tanrı ise dost
• 25 Yaşımda Kaldım •
25 yaşımda kaldım.
Öylece kalakaldım.
Etrafımda zaman hızlıca akıp gidiyor.
Zihnimde, ruhumda,
kalbimde, bedenimde ise;
Zaman durdu.
Öylece durdu.
Dondu kaldı.
Sanatçı kafasına sahip
olmakla mı ilgili acaba?
Ama hayır!
Ya da evet.
Hayır, hayır…
Of bilemiyorum!
Ama güzel böyle.
Tek kötü yanı;
Etrafımda zaman hızlıca akıp gidiyor işte.
Ben ise; öylece kalakaldım.
Kafa dengim olan herkes çok genç.
Onlara karışmak,
Delirmek, hoplamak, zıplamak istiyorum.
25 yaşımda kaldım.
Ama bir yanım ise çok olgun, oturaklı.
Bu yanım yaşıtlarımdan,
Hatta büyüklerimden bile olgun.
Çok aklı başında…
Mantıklı…
Duyarlı…
Ve etik.
Garip.
Ama 25 yaşımda kaldım.
Bilmiyorum.
Öylece kalakaldım işte.
Belki de hala içimde uhdeler var…
Halbuki yaşadım.
Bir çok insana göre, iyi yaşadım.
Özgürce,
Kendim olarak,
Doya doya yaşadım!
Ama tam olmamış sanki…
Olmamış işte.
25 yaşımda kaldım.
Öylece kalakaldım.
İleri gitmeyi istesem de;
Birde yerimde oturdum kaldım.
Cesaretim ve özgüvenim, daha az.
Konfor,
Alışkanlıklar,
Çaresizlikler,
Mecburiyetler…
Beni zincirledi sanki.
Zincirlerimden kurtulmak istiyorum.
Kuş gibi uçmak istiyorum.
Uçup gitmek…
25 yaşımda kaldım.
Öylece kalakaldım.
Benim kanatlarım var,
Kanatlarımı kendim yarattım!
Ama çırpamıyorum…
Uçup gidemiyorum.
Artık kaçamıyorum.
Eskisi gibi kaçıp kurtulamıyorum.
25 yaşımda kaldım.
Öylece kalakaldım işte.
Hala zaman var!
Ama şiirim bitti.
Ve farkettim ki;
Bugün günlerden 25!
• 40 Oldum •
Ne vardı da doğdum
Şimdi 40 oldum
Neden nasıl nereden geldim
Sora sora bir hal oldum
Düşün düşün yoruldum
Ağaçlar, dağlar, deniz, güneş,
Ay ve yıldızlar…
İçimdeki aşkınlığı uyandırdılar
Yazdım, çizdim, dans ettim.
Tanrı ile hoşbeş ettim.
Acı ve tatlı olan bu hayat
Bazen ekşi bazen bayat
Bazen kuş, çoğunlukla fil
İyisiyle kötüsüyle,
Güzeli ve çirkini ile,
Dibine kadar yaşadım işte.
Hayat devam ediyor
Yarınlar bilinmese de
Kendim kendini gerçekleştiriyor.
• Öteye Gidesim Var •
( klip & şiir kitabımdan )
Yıldızlara elimi uzatırken,
Birden dünyada buluyorum kendimi.
Yeraltındaymış gibi…
Birden ışıklar kararıyor sanki.
Yıldızlar her şey,
Yerküre ise bir hiçmiş gibi.
Asıl olan yıldızlarmış da
Dünyaya düşmüşüm sanki…
Yokmuş burası gerçekte,
Asıl olan çok uzaklarda…
Var mıyım yok muyum?
Varsam eğer burası bir rüya!
Gerçekler ötede…
Öteye gidesim var.
• Beyaz ile Diğer Renkler •
( klip & şiir kitabımdan )
İçimde beyaz ile diğer renkler,
Sürekli savaş halinde.
Arada bir siyah gelip,
Savaşa son veriyor.
İçimi de yerle bir ederek!
Ve sonra tekrar…
• Göğsümdeki Mavi Kuş •
( şiir kitabımdan )
Sırtımdan kanatlarım çıkacakmış gibi,
Çıkacak da uçacağım sanki…
Ama zamanı var belli ki;
O zamanı bekliyor,
Göğsümün orta yerinde saklanıyor,
Çıkacağı zamanı biliyor!
Mavi kuş beyaza dönüşecekmiş.
Dönüştüğünde sırtımı delecek,
Bembeyaz kanatlarını çıkaracakmış.
Bedenim benim değilmiş,
Buna hazırlan dedi göğsümdeki mavi kuş!
Hazır olmalıyım!
Hazır mıyım?
Bilemiyorum…
Neyi biliyorum?
Neyi biliyoruz ki…
• Dans Etmeyi Bilmez •
( şiir kitabımdan )
Savaş olur,
Saçılır her tarafa kan revan;
Sonra talan olur,
Birbirine karışır,
Rengarenk sisli duman.
Her şey ahenkle dönüşür
ve ilaçtır zaman.
Denge olur,
yine yeniden
yeni çağ başlar tekrardan.
Hep böyledir,
Döner dolaşır
yeniden başlar hep o an.
Renkler birbirine karışır,
Yüzler değişir,
Şekiller dönüşür,
Aslında her şey aynıdır
ama anlamaz insan.
Suçlu arar,
Ceza keser bu çığırtkan.
Halbuki,
ne suç vardır
ne de cezadır gerekli olan!
İhtiyacı olan,
akıl ve ruhun dansında saklıdır.
Dans etmeyi bilmez ki
bu üstün hayvan.
• Ölüyorum •
İçim acıyor.
Saatlerce günlerce aylarca
Hatta yıllarca ağlayasım var.
Geceleri uyuyamıyorum.
Geceler kimsesiz ıssız
Sadece ben varım, birde kedim.
Düşünüyorum uzun uzun
Gözlerim dalıp gidiyor özgürce
Kim bakıyor diye endişelenmiyorum.
Güçlü görünmem gerekmiyor.
Sonra yazıyorum yazıyorum
Ağlıyorum sesimi kısarak.
Duymasınlar,
yoksa anlarlar ağladığımı.
İçim acıyor.
Öyle acıyor ki…
Sırtımdan göğsüme kadar
bin tane bıçak saplanmış gibi.
Ama duymasınlar
görmesinler ağladığımı.
Çünkü fayda etmiyor
acılarını ortaya dökmek,
konuşmak anlamsız.
Yazarak acımı iyileştiriyorum işte.
Ama bu sefer içim çok acıyor.
Bu aşk acısı değil.
Aşk acısından da beter sanki.
Kelimeler yetersiz kalıyor
Tercüman olamıyor o acının tarifine.
Öyle bir acı ki;
Çivi çiviyi söker diyemiyorsun
Sökemez.
Ve bunu istemiyorsun.
Öyle bir acı ki;
İntikama gerek duymuyorsun.
Acıtanı da anlıyorsun.
Öyle bir acı ki;
Konuşsan da olmuyor, paylaşsan da
Zaten insan insanı anlamaz ki…
Kedim beni anlıyor.
O yüzden
insan dilini konuşmama gerek yok.
Bunu ben istedim.
Şimdi her şey istediğim gibi.
Olacak olan oldu.
Düşüncelerim, hissettiklerim oldu.
Böyle bir acı olacağını
nereden bilecektim ki…
Aşık değildim hani?
Ama bu aşk değil ki…
Başka bir şey bu.
Bambaşka.
Ne onunla ne de onsuz.
Öyle bir acı.
Derin yarıklar olmuş sanki karnımda.
Kalbimi ayaklarıyla ezmişler...
Beynim nerede?
Ruhumu bulamıyorum.
Kemiklerim sızlıyor.
Etlerime iğneler batırıyorlar galiba.
Gözlerim açılmıyor.
Dilim tutuk.
Ama gülüyorum!
Sesli gülüyorum.
Göstere göstere gülüyorum.
İçim acıyor.
Öyle acıyor ki…
Gülmekten ölüyorum.
Gözyaşlarım ise görünmez oldu.
İçime doğru mu akıyor yoksa?
O yüzden mi içim böyle acıyor?
Boğuluyormuşum gibi…
Nefes almayı mı unuttum?
İnsan böyle bir acıdan ölür mü?
Ölüyorum kuşlar.
Ölüyorum ağaçlar.
Ölüyorum yıldızlar
Ölüyorum güneş ve ay
İçim ölesiye acıyor ey dünya.
• Babanneler •
Bazı babanneler o kadar çok sever,
o kadar çok sever ki;
onların koşulsuz sevgisinin yerini
hiçbir şey dolduramaz artık!
Sonra birden bu dünyadan göçerler…
Zamanla beyazlar kirlenir,
çiçekler solar,
insanlar çirkinleşir,
ağacın dalları bir bir kırılır,
yaprakları dökülür.
Dünya grimsi bir havaya bürünür.
Küçük bir çocuk gibi,
içten içe hep o koşulsuz sevgiyi ararsın,
babanneni özlersin.
Saçlarını okşayışını,
saçmasapan masallar anlatmasını,
birlikte çiçekleri ekmeyi,
koruyuculuğunu,
un helvasını,
dualar okuyup yüzüne üflemesini,
nazarın çıksın diye kafanın tepesine
çarşaf serip kurşun dökmesini,
kınalı saçlarını,
pamuk tenini,
buruşuk ama narin ve becerikli ellerini,
Güldürmek için komiklikler yapışını,
her şeyini özlersin işte.
Aylar, yıllar geçer ama unutamazsın.
Yeri hiç doldurulmaz.
Ve o koşulsuz sevgi de
onunla birlikte göçmüştür sanki…
Öyle şefkatli,
öyle anlayışlı,
öyle affedici,
öyle kabullenici bir koşulsuz sevgi,
artık yeryüzünden yok olmuştur sanki…
• Koskoca Yaz Bitti •
Koskoca yaz bitti.
Yazlar, kışlar, baharlar gitti.
Günler, aylar, yıllar geçti.
Çok saçma.
O kadar saçma ki;
Yazsan olmaz,
Yazmasan hiç olmuyor.
Yani o kadar saçma işte.
Öyle saçma ki;
Korkuyorsun,
bir dakika daha yitecek diye.
Ve o kadar saçma ki;
hala dakikalar yitip gidiyor.
Günler, haftalar, aylar gitti yine.
Öylesine saçma işte.
• Çok Fazla Anı Var •
Çok fazla anı var bu evde.
Bu şehirde…
Diğer şehirlerde de.
Ülkeden çıkasım var.
Ama kokulardan nasıl kaçacağım?
Ya müziklerden?
Film ve dizilerden?
Peki zihnimden nasıl kaçacağım?
Rüyalarımdan?
Peki ya kedimiz?
Onu da atamam ya!
Kedimiz de üzülüyor.
O da anlıyor her şeyi.
Ben de anlıyorum.
Ve bu anlamak bana iyi gelmiyor.
Anlamamak güzel şey.
Anlayamamak…
Öylece yaşayıp gitmek.
Anlamadan, bilmeden…
O zaman kaçmak istemezdim.
Kaçacak bir nedenim olmazdı.
Anlamazdım ki…
Uyum sağlar yaşar giderdim.
Güzel anıları da hala yaşıyor olurdum.
Acıları da anlamazdım.
Peki der, güler geçerdim.
Ama anlıyorum işte.
Duyuyorum, görüyorum.
Olmuyor, gülüp geçemiyorum.
Peki diyemiyorum.
Bu yüzden,
Çok fazla anı var her yerde,
Her bir zerremde.
***
Şiirlerime AI yardımıyla müzik yaptım ve söylettim. Albüm kapağı da “ağaçların sohbeti” adlı orijinal sanat eserim.
Söz & Müzik: Defne Dilek / 2024
Seslendiren: AI
Dijital Dağıtım: 25 Saat Müzik / 2025
Not: Bu albüm aylar öncesinden yapıldı ve Türkiye’de olaylar çıkmadan önce, yayınlanmak için dijital platformlara kaydedilmişti, günü önceden planlanmıştı.

Yorumlar
Yorum Gönder